Samipaşazâde Sezâi (1859 – 1936)
Tanzimat dönemi Türk edebiyatının önde gelen yazar ve fikir adamlarından Samipaşazâde Sezâi, 1859 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Osmanlı devlet adamlarından Abdurrahman Sâmi Paşa, annesi ise Gülârâyiş Hanım’dır. Dönemin tanınmış edebiyatçı ve aydınlarının sıkça ziyaret ettiği Aksaray’daki aile konağında hususi bir eğitim alarak yetişti. Bu köklü ortamda özel hocalar vasıtasıyla Doğu ve Batı kültürünü tanıdı; genç yaşta Recâizâde Mahmud Ekrem ve Abdülhak Hâmid ile ömür boyu sürecek dostluklar kurdu.
Çalışma Hayatı, Sürgün ve Diplorasi
1879’da devlet hizmetine giren Sezâi, babasının vefatının ardından Londra Sefareti’nde görev aldı. Bu yıllarda İngiliz edebiyatını yakından inceleme olanağı buldu. İstanbul’a döndükten sonra Hariciye Nezareti’nde çalışırken, 1888’de yayımladığı Sergüzeşt romanında esaret ve hürriyet temalarını işlemesi nedeniyle siyasi takibe uğradı. 1901 yılında Paris’e giderek Jön Türkler’e katıldı ve II. Meşrutiyet’in ilanına kadar Şûrâ-yı Ümmet gazetesinde rejim muhalifi yazılar kaleme aldı.
Meşrutiyet’in ardından yurda dönerek 1909-1921 yılları arasında Madrid Sefiri olarak diplomatik görevini sürdürdü. Cumhuriyet döneminde “Hidemât-ı Vataniyye” tertibinden maaş bağlanan yazar, son yıllarını Kadıköy’de geçirdi ve 26 Nisan 1936’da İstanbul’da vefat etti.
Edebi Şahsiyeti ve Eserleri
Türk edebiyatında romantizmden realizme geçişin en önemli figürlerinden biri kabul edilen Samipaşazâde Sezâi, batılı anlamda kısa hikâyeciliğin kurucuları arasında yer alır. Dilde sadeleşmeyi savunmuş, Batı edebiyatı tekniklerini Türk edebiyatına başarıyla aktarmıştır.
Başlıca Eserleri:
- Sergüzeşt (1888): Kafkasya’dan getirilip konaklarda satılan cariye Dilber’in acıklı yaşamını konu edinen, esaret kurumunun toplumsal tahribatını realist gözlemlerle ele alan dönüm noktası niteliğinde bir roman.
- Küçük Şeyler (1891): Batılı tarzda kısa hikâyeciliğin Türk edebiyatındaki ilk başarılı örneklerinden kabul edilen; günlük yaşam detaylarını ve insan psikolojisini işleyen hikaye seçkisi.
- Şîr (1880): Gençlik yıllarında kaleme aldığı üç perdelik tiyatro eseri.
- Rumûzü’l-Edeb (1898): Hikaye, gezi notu, hatıra ve edebi sohbetlerinden oluşan derleme.
- İclâl (1924): Yeğeni İclâl’in vefatı üzerine yazdığı mersiye ile çeşitli hatıra ve denemelerini içeren eseri.



